20 Şubat 2011 Pazar

Çılgın ekip alışverişte

Dubai'ye ilk taşındığımızda dolaylı olarak tanıdığımız bir arkadaşımız bizi kahvaltıya davet etmişti. Bizle tanıştırmak için bir arkadaşını daha davet etmiş. Ekip şöyleydi:

Evsahibi aile: Anne, bana, 3 çocuk (6 yaş E, 3 yaş E, 1 yaş K)
Diğer misafir aile: Anne, baba, 1 çocuk (5 ay E)
Biz: Anne, baba, Poyraz :)

O günkü bazı muhabbetleri ne zamandır anlatmak istiyordum aslında. Şimdi sıra geldi. Ortalıkta o kadar çocuk olunca konu uykuya geldi elbette. Uyku konusunda ailelerin durumları ve yaklaşımları bizi çok güldürmüştü. Hadi sizi de güldürsün inşallah!

Misafir aile: Bebek, battaniyede sallanarak uyuyor sadece (meme, puset ve araba koltugunda da uyumuyor) geceleri de defalarca uyanıyor. Burada bir uzman varmış. Fiks bir para ödenip ilk bir yıl önce uyku, sonra beslenme konusunda danışmanlık alıyorsun. Bu aile Efe doğduğunda bunu almış. (yani pek çoğumuz gibi son derece idealist ve bilinçli başlamış bir aile) Ama kadına bizimki kendi kendine uyumuyor deyince kadın da nasıl uyutmaları gerektiğini gösterirken bebekcağız çok ağlayıp bir de 'beni kurtarın' gözleriyle anne babaya bakınca (böyle hissetmişler valla) bu konuyu kapatmaya karar vermişler. Bir dahaki görüşmede, 'dediklerini yaptık, kendi kendine çok güzel uyuyor, gece de hiç uyanmıyor' diye kadına yalan söylemişler. Birsürü para verip sonra böyle birşey yapan ancak bir türk olabilir diye çok eğlenmiştik.
Şu anda da aman ne yapalım elbet bir gün uyur, ağlamasına tahammülümüz yok noktasındalar.

Biz: Poyraz'da uykular çok fena ama nerelerde hata yaptık biliyoruz. Yapmayacağız da bir tane daha bebek yapsak onda daha başarılı olurduk gibi geliyor. Bu arada da tanıştığımızdan beri misafir ailenin anne ferdini yumuşak da olsa bir uyku eğitimi vermesi için iknaya çalışıyorum. En son Tracy Hogg kitabımı verdim kendisine. Sinsi bir bekleyiş içindeyim!

Evsahibi aile: 3 çocuk da çeşitli uyku sorunları yaşamış ama büyüyen 2 tanesi artık düzgün uyuduğundan, 3.nün sorunları konusunda stres olmuyorlar. 'Türk genleri böyle, bakmayın siz avrupalı bebelere, boşverinnn' modundalar.

Misafir aile, bizim sitede oturuyor. Artık, ailenin birazdan başlayacak vakaya dahil olacak fertlerinin adını da vereyim: Begüm ve Efe - nam-i diğer Efege (Poyraz'a Erol birgün alfabeyi saymıştı, o günden beri Efe'ye zaman zaman Efege diyor) Efe şu an 7.5 aylık.


Begüm'le annelik tarzımız çok benziyor. Kendinden geçmiş, hayatında başka birşey kalmamış, bebeği için çırpınıp duran, söyle bir sakiiiin olamayan 2 anne. Ben hergün Begüm'e ' ben yandım sen yanma' dersleri veriyorum ama hiç akıllanmıyor!! Bebekler de zor ve talepkar. Tavuk mu yumurtadan çıkmış, yumurta mı tavuktan emin değiliz. İşin ilginç yanı daha hamileyken de aynı durumdaymışız. İkimiz de 24. haftaya kadar sürekli kusmuş, hiç bir şey yiyememiş, hasta gibi yatmışız. Buna bir açıklama arıyorum bulamıyorum. Yani zor bebek hamilelikte mi başlıyor anneyi zorlamaya? Yoksa biz arızalıyız da o yüzden daha hamilelikte bu hale mi geldik? Yoksa herşey bir tesadüf mü? Ya da herşeyin altında yurtdışında yalnız anne/hamileler olmamız mı yatıyor?

Neyse bu 2 anne bir gün kalk alışveriş merkezine' gidelim der. Benim bir değiştirilecek terliğim (dünyada ayakları Birkenstock larla rahat edemeyen tek insan olduğumdan şüpheleniyorum), bir alınacak bebek çorabım var. Onları halleder, keyif yaparız, bir şeyler yer, yediririz. Begüm, Mano (bizim yardımcımız) da gelsin, daha rahat ederiz dedi. Düştük hep beraber yollara.


Başta herşey iyiydi. Oğlanlara bir AVM arabası kiraladık. Pek mutlu oldular.


(Fotoğraf sırasında Poyraz 'yavvvrummm' diyerek Efe'nin saçını okşamakta)


Terliği değiştirip, düz renk çorap bulamayıp bebelerin yemek saati gelince yemek bölümüne gittik. Oradaki maceramızın detayına girmek istemiyorum. Tüm nakdimizi AVM arabası için depozito olarak bıraktığımızdan, pek çok yer sadece nakit kabul ettiğinden, Mano pirinçli yemek yemeyi tercih ettiğinden, benim gibi eski tevellütlülerin hatırlayacağı bir alışveriş bir fiş skeçindeki Ayşegül Atik misali turladık durduk. En sonunda oturabildiğimizde (oturmamız da kurt kuzu koyun bilmecesini andırıyordu, sırayla ve defalarca bir yerlere gidildi gelindi, ekip ve yemekler bir türlü birarada olamadı) hepimiz çok acıkmıştık. Çeşitli kazalar olsa da fena bir yemek seansı olmadı.
Ancak kalktığımızda oğlanlar tüm paramızı yatırdığımız arabaya oturmayı kabul etmediler. Hafiften uykuları mı geliyordu ne? O noktadan sonra ortalık karıştı biraz. Poyraz memeee diye kucağımda emme pozisyonu almaya başladı. Ben bir emzirme odası bulup kendisini sakinleştirdikten sonra çıktığımda Efe meyve sucunun vitrinindeki meyveleri seyrediyor, oradan ayrıldıkları anda ağlamaya başlıyor haldeydi. Çorap ararken bir oyuncak görüp, çıkarken alayım demiştim. Ben onu alırken Begüm Efe'yi emzirmeye karar verdi. O sırada Mano mağazayı turlayan Poyraz'ın peşindeydi. Kasa kuyruğunun da uzamasıyla (Efe bebek emip geldiğinde ben hala oralardaydım) bebeklerin sabrının son noktasına bir oyuncakçıda ulaşıp sonradan olacakları belki de hakettik.

Arabaya vardığımızda hem Poyraz hem Efe ağlıyordu. Efe'nin arabaya konması için battaniye ile sallanarak uyutulması gerekiyordu. Mano ve Begüm o işe giriştiler.

Şok olmuş Mano ve Begüm arasındaki diyalog:
B: Sri Lanka'da yok mu böyle yapan?
M: Var. Köylüler böyle uyutur çocuklarını!!!

O sırada ortalıkta koşmasına izin vererek ağlamasını bertaraf etmeye çalıştığım Poyraz'ın koşarken arkasından çıkan koku bulutunu burnumla gördüm. Normal zamanda bile kaka temizlemek büyük bir mücadeleyken, arabanın ön koltuğunda bunu yapmak zorundaydım (Arkada 2 bebek koltuğu var) İşe giriştim fakat benim halime acıyan Begüm ve Mano sallamayı yarıda kesip bana yardıma geldiler. Kakayı temizledik, Poyraz koşuya Efe sallanmaya döndü.Bir süre sonra Efe uyudu. Arabaya bindik. Artık zıvanadan çıkmış Poyraz normalde araba koltuğunda uyuduğu halde uyumayıp ağlak moda devam etti. Eve yaklaşırken ciyak ciyak ağlamaya başlayınca Efe de uyandı. Begüm, Efe uyanıkken tek başına araba kullanamadığından (Efe ağlıyor) bize geldiler.
Poyraz evde önce uyudu, sonra mutlu mesut oyuncaklarıyla oynadı. Efe de zaten bayılıyor Poyraz'ın oyuncaklarına (onun daha çok var ama bunlar değişik) Biz de kek yedik, çay içtik. 'Amaaan deli miyiz biz, neden normal anneler gibi dışarı çıkmaya falan çalışıyoruz ki, bak burda hepimiz ne kadar mutluyuz' deyip halimize şükrettik.
Bu yazımı bebeğine uyku eğitimi vermek istemeyen, azıcık mıkırdansa panik olup kucağına alan, parçalan behçet modundaki annelere ithaf ediyorum... :)





















6 yorum:

PINAR dedi ki...

Banu okurken yoruldum yemin ediyorum..mahvettin beni...ama benım çucuum farklı olcek ben bir piyenses doğuraceğim:))))))

Başak Çelik dedi ki...

Ehihi, Banu, annem de hep "ya iki çocukla, yardımcısız, bakıcısız, üstelik de hiç destek olma taraftarı olmayan bir kocayla kampa falan gidiyorduk biz. Manyakmışız herhalde, otursaymışız ya evimizde" der; ben de hep "gençmişsiniz işte" derim :)

Gençliğimizi yaşayalım, sonra da işte böyle anlatır/yazar sefaletimize güleriz :)

Banu Özçelik dedi ki...

Pinar, ona ne suphe! :))) poyraz oni da yavrumm, prensesimm diye sever artik.

Basak, annenlerde genclik varmis, ben artik o kategoride de degilim valla. Ama yine de 2 gun ev, park disina cikmazsak rahat batiyor, bir yerlere gidip genelde boyumun olcusunu alip donuyorum. Aslinda ne isi var cocugun avm'de, o da hakli bir yandan! Mekani ona gore secsem keyifler gicir olabiliyor.

Peri dedi ki...

Banu, ben de uyku eğitimi veremeyen annelerdenim, umarım çok pişman olmam diyorum da başka birşey demiyorum. Begüm benim çocukluk arkadaşım,görünce şaşırdım :) Akçay'dan Perihan sana selam söyledi der misin lütfen? Onunla görüşmeyi de çok isterim bebeği olduğunu bile bilmiyordum, mail adresimi de verirsen çok sevinirim perihangurer@gmail.com
Çok teşekkürler

Banu Özçelik dedi ki...

Peri, gercekten umarim olmazsin. :) kendi kendine versin bebegin uyku egitimini umarim. Oylesi de var :)
Begum ne hos tesaduf olmus. Hemen ilettim selamini ve e-mailini. :)))

Adsız dedi ki...

Banuu okurken koptum dayanamadim hemen Emreye bi ozet gectim:) begum ve manunun fotosu super olmus ani yasamis kadar oldum. bu arada poyrazda nerde hata yaptik biliyorum demissin ben de denizde nerde hata yaptim biliyorum ama mercanda yapmaya devam ediyorum yanii 10 cocuk dogursam da basima gelecekler benzer bunu anladim!