17 Nisan 2011 Pazar

Neler oluyor hayatta...

Neler oluyor hayatta/ bir de su kabus son bulsa bulsa

- Artık zihnim, ruhum tamamen içinde bulunduğum kabus tarafından ele geçirilmiş durumda. Dışarıdan bakınca hayata aynen devam ediyorum, içim bambaşka bir dünyada. Fuat'ı hala kurtaramamış olmamıza inanamıyorum. Yapılacak birşey var da ben yapmıyorum gibi geliyor. Bu kadar saçma olamaz...

- 4 gündür bizimle olan babaanne, amca ve Tuğba (yenge demiyoruz) dün döndüler. Yabancılama huyu bu aralar zirvede olan Poyraz'ın aylardır görmediği yakınlarını gördüğü ilk andan itibaren duyduğu sevinç ve bağlılık içimi acıttı. Hem sevindim hem bir garip oldum.

- Poyraz babaannesine hep anneanne dedi. Gayet güzel babaanne de diyebildiği halde.

- Onlar gelmeden önce çok garip bir gün yaşadım. O günün sabahında Gürcistan'a ulaştım. Gürcistan'dan bir denizciye. (Fuat'ların gemisinde 3 Türk'ün dışında 15 tane Gürcü denizci var) Gürcistan'in bu konuyla yıkılmakta olduğunu, hergün televizyon ve gazetelerde bu konunun konuşulduğunu, devletin ve tüm insanların çabalamakta olduğunu öğrendim. Şaşırdım ve biraz rahatladım. Dünyanın biryerlerinde birileri çabalıyor diye. Biz basına özellikle haber vermiyoruz (korsanların beklentilerini yükseltmemek için) ama devlette ulaşmadığım merci kalmadı ve hiç bir aksiyon alınmıyor. Çok çok içlendim bu duruma. Türk vatandaşı olmak böyle birşey demek ki dedim.

- Dışişlerinde görüştüğüm kişiyi tekrar arayıp konuyu anlattım, biz şu bu daireye yönlendirdik dedi. O daireyi aradım, yanlışlık var, hala onların ilgilenmesi lazım dedi. Biz konuyla ilgili her hafta 2-3 yazışma yapıyoruz, takipteyiz ama asıl kısım onlarda dedi. Anladım ki kardeşimin canı bizim devletimizin bürokrasi akışının önemsiz bir parçası olmuş. O kadar.

- Aynı günün öğleden sonrasında çok yakın zamanda tanışıp 2 kere gördüğüm ve Fuat'tan bahsetmediğim bir arkadaşım beni aradı. Bloğumu bulmuş, Fuat'ı öğrenmiş, çok üzülmüş, bana söyleyememiş ama neler yapabilirim diye bakmaktaymış. Evlerine gittim. Poyraz arabasında uyurken, onun oğlu televizyon seyrederken çiçekli bir masada uzun uzun bunu konuştuk ve bunla bağlantılı başka şeyleri. Ağlamıyorum genelde. Bu olayın beni nasıl ağlamaklı yaptığını, konuştuklarımızın bana neler hissettirdiğini anlatamam. Hem anlatamam hem de anlatamam. İnşallah mutlulukla noktalandırdığımızda bu konuyu, yaraları da sardığımızda kazandırdıkları hep bizimle olacak. Çok garip şeyler...

- Bu konuda Nurturia'yı da mutlaka yazmalıyım. Orada tanıdığım ama aslında henüz hiç görmediğim dostlarımın bu konuda benim duygularımı paylaşmaları da gözlerimi yaşartıyor bazen.

- Poyraz'a sonunda bir bisiklet aldık. Parkta herkesin bisikletine (parktaki en büyüğünden en küçüğüne tüm bisikler ve türevlerine) binip duran Poyraz'ın katlanıp pusetin altında taşınabilir çok basit ama eğlenceli bir bisikleti oldu.



- Ah bir de onun değil benim isteğim üzerine ona bir de masa sandalye aldık. Çok mutlu oldum. O da seviyor üstelik.



- Yazı düşünmeye hafiften planlamaya başladık. Kocaman bir belirsizlikle ve buruklukla beraber. Fuat kurtulamadan geri dönmek, orada onsuz olmak çok çok zor olacak. Buraya gelirken, birkaç ay içinde bu işin hallolacağına emindim. Ne çok uzadı, beklemediğim ne krizler yaşandı. Gideceğimiz için heyecanlanacak gibi oluyorum ama heyecanlanamıyorum. Üstelik Erolsuz olacağız. Sanırım sadece Poyraz yakınlarını görecek diye istiyorum gitmeyi.

- Annelerin Dünyası'ndan istifa ettim. Yeni AD gümbür gümbür gelecek, o gümbürtüde benim yerim şu anda olamaz. 'Sen kendine kendin gibi bir taze bahar seç' dedim ve çok heyecanla başladığım bu yolculuğu hakkını veremeden bitirdim.

- Ayfer Tunç - Yeşil Peri Gecesi'ni okudum. Kitap genel olarak en iyilerim listesine giremez ama sürükleyici ve insanı içine çok alan ve hatta insanın içine giren bir kitaptı. İçindeki alıntılar, yine şiir okuma isteği uyandırdı bende. Ayrıca birkaç şey düşündürdü bana kitabın ana karakteri olan kadın. Biz iyi aile çocuklarının okul çağındayken etrafımızda görüp burun kıvırdığımız herşeyi yanlış yapan, 'kötü çocuklar' vardır ya. Bunun seçilmiş 'kötü çocuk'luk olabileceğini, hayatındaki çarpıklıklara bilinçli bir tepki olabileceğini bu kitapla düşündüm. Kitabın sonunda (dikkat spoiler) bütün korkunç şeylere rağmen yanında olan 2 kişi nedeniyle, 'olsun yalnız değiliz' diye sevinmesini, biraz önce anlattığım çiçekli masada çok hissettim.

- Poyraz'a benim yaptıramadığım bazı oyunları amcası ve Tuğba'nın kolaylıkla yaptırması sonucu Poyraz'ın bu aralar benden birşey öğrenmeyi reddetmesi teorimizi sağlamlaştırdık. Konuyu konuştuk. Benim kafamdaki 'acaba yapabilecek mi?' sorusunu hissetmesi, benimleyken benim her tepkime aşırı aşırı duyarlı olması ve bunun onda biraz baskı ya da stres yaratması gibi yorumlar yaptık. Biz artık Poyraz'la bütün gün keyif kebap yapacağız, haberiniz olsun. (zaten öyleydik de arada şansımı deniyordum, kapattım o defteri)

- Bunun dışında Poyraz çook tatlı, çok bal. Konuşup duruyor bıdır bıdır. Değişiyor hep. Salıncağa binmiyordu bir ara, bu ara parkta salıncaktan indiremiyoruz. Bana ve memelerime hala çok düşkün. Ben umarım uzun yıllar yanındayım ama memelerle saadet yakında bitecek, nasıl olacak çok meraktayım. Geceleri çok uyanıyor ve biz bu konuda hiçbir şey yap(a)mıyoruz. Hem neşeli hem biraz mızmız, hem hareketli hem biraz tembel bir değişik bebecik benim oğlum. Aslında artık bebek de değil.

Yani hayat durmuyor. Babam, ben üniversite için İzmir'e gittiğimde beni öyle çok özlüyordu ki, 'senin okulun süresince beni uyutsalar, bitince uyandırsalar' diyordu. Ben de Fuat kurtulana kadar uyusam diyorum ama Poyraz beklemiyor, aksine benden çok şey bekliyor. İyi ki de öyle, beni ayakta tutuyor. Beni bir tek o gülümsetebiliyor. Canım oğlum...

4 yorum:

PINAR dedi ki...

hersey bir yana Poyraz'in 2 ay onceki bebek simasi gitmis artik cocuk simasi gelmis:))haydi hayirli olsun daha da guzel gunlere insallah 'cocugunuzla':)))sizi seviyoruz unutmayin:)

Adsız dedi ki...

banu can ,
bugun heyecan la actım blogu ,hem seni goresim geldiginde hem gelişmeleri merak ettiğimde hem de poyraz ın ne hallere burundugunu yakalamak istedigimde birden aklıma gelip solugu burda alıyorum.
Keske o cicekli masa da ben de olsaydım dedim bugun.Ve sana sabırlar diliyorum canım arkadasım.Ama sabrın sonu selamettir kesinlikkle.Sadece artık çok uzadıgından daha dayanılmaz olduguna eminim ama yakında hersey iyi olacak.
Turk vatandası olarak degerimize gelince maalesef bu konuda sayfalar dolusu yazsam yazasım var ama neyse...
Poyraz bence de cocuk olmuş.
Çiçekli masaya gelemiyorum ama telefonun ya da mailin ucunda papatyalarla beklerim ne zaman istersen :)
operim
not: ayrıca sadece poyraz yakınlarını gorsun diye degil.Yakınlarınız da sizi gorsun diye gel !!!
puket.

çocukça yaşamak dedi ki...

allah yardımcınız olsun diyebiliyorum sadece kolaylık ve sabır versin..

Banu Özçelik dedi ki...

Pinar, ben de kendi kendine birseyler yaparken onu seyredince bir cocuk goruyorum artik. Cok garip. Allahtan bol bol aglayip meme emdigi icin arada bebek olarak da goruyoruz kendisini.
Cocukca yasamak, cok tesekkur ederim.
Buket, umarim bol bol vaktimiz olur gorusecek. Oturup havadan sudan, guzel eylerden bahsedecek. Vaktimiz ve sevinclerimiz.