10 Kasım 2010 Çarşamba

Ben bugün İran gördüm

Eve yerleşmeye çalışırken yakınlardaki bir İran restoranından yemek siparişi veriyoruz arada. Daha evde ocak bile olmadığından. (yoksa ne yemekler döktürürdüm canımmm) Dün aç bir şekilde, saatlerce geciken bir teslimatı beklerken öğlen verdiğimiz siparişten arta kalan salata tabağını açtım. İçinde taze nane, beyaz peynir ve ceviz vardı! Yanında da lavaş ekmeği. Öyle Türkiye İran olur mu korkusu taşıyanlardan değilim ama bu hayatımın kombinasyonunu İran adresli görünce, bir an bu iddiayı hatırladım ve 'isterse olsun' dedim açlıktan gözü dönmüş bir şekilde, 'ömrümü nane, ceviz,beyaz peynirle geçiririm'.

Poyraz ve ben Dubai'ye turist vizesiyle geldik. Onu kalıcı vizeye dönüştürmek için ülkeye giriş çıkış yapmak gerekiyor. Bunun için de Dubaiye 45 dk. uçuş mesafesinde Kish adasına gidip gelmek en kolay yok. Sırf bu iş için uçuşlar var. Adaya uçup, inip, tekrar binip geri geliyorsun. Bu hengamede bugün bu iş yapılacaktı. Ben Kish'i kendi başına bir ülke sanacak bilinçsizlikle çıktım yola, uçakta adamlar garip bir dilde konuşup şaşkınlaşınca Erol söyledi aslında İran'ın bir adası olduğunu. İran'a gidiyoruz diye pek heyecanlandım. İlgimi çeken bir ülke İran. Ama bir anda aklıma geldi ve 'Aman Erol' dedim, 'İran'da örtünmek gerekiyor, bende yok bir tesettür malzemesi'. 'Burası öyle bir yer olmamalı, resort mesort diyorlar' dedi Erol. İnerken pencereden baktık gerçekten tatil köyü tadında bir yerler de gördük.

Fakat inerken baktım kadınlar başını örtüyor. Hatta otobüsten inip havaalanına doğru ilerlerken tek kafir ben kaldım, panikle Poyraz'ın battaniyesini koyuverdim başıma. Fakat yetmedi tabi, kapıdan laylaylom geçerken bir amca 'come back, come back' diye azarlamak suretiyle beni geri çıkardı. Ordaki dolaptan bir pardesü ve başörtüsü alıp (diğer pek çok kadın gibi) icap ettiği gibi girdim havaalanına.





Uykusuzluktan delirmek üzere olan Poyraz bu halimi önce pek yadırgadı, fakat çabucak kanıksamış olacak ki biraz sonra aynı kıyafeti giymiş bir kadına anni anni diye yapıştı.





Havaalanı küçük bir devlet dairesi tadında bir yerdi aslında. Bol koltuklusundan. Kadınlar ayrı (perdelerle kapatılmış bir alan) erkekler ayrı güvenlik kontrolümüzden geçtik. Bu odadaki kadın benim örtümü daha düzgün nasıl bağlayacağımı gösterip kafama taktıktan sonra bak ne güzel oldu gibisinden şeyler de söyledi. Güvenlikten çıktıktan hemen sonra insan güruhuyla beraber hoop diğer kapıya ilerledik.

Biz e şimdi ne olacak diye bakınırken bir adam geldi ve elindeki biletlere bakarak isimler okumaya başladı. Biz de dağıtılan numaralardan payımıza düşeni alabilmek için adamın etrafındaki çembere katılıp beklemeye başladık. Son 3 bilet bizimkiydi, aldık ve pırpır uçağımıza binip, pervane manzaralı koltuğumuza yerleştik.

Uçak havalanırken hala bebek kemerini vermemişlerdi. Hatırlattığımızda hostes, 'no need' (gerek yok) dedi. Poyraz da 'no nii' diye kadnı onaylayınca, herhalde ellerinde yok diye çareyi Poyraz'a sıkı sıkı yapışmakta bulduk. Ben bir yandan 'Havacılık kurallarını yeniden yazan Kish airlines'ı uluslararası havacılık daire başkanlığına şikayet edeceğim' diye söyleniyordum ama Erol, İran'ın uluslararası şikayetlere genelde çok da aldırmadığını hatırlattı. 'Nükleer füze yaparız, uçak kalkarken de bebek kemeri vermeyiz, bu 2 iç meselemize karışmayın, yakarız'

Uçuş samimi bvir havada geçti. Yanımızda saçının yarısı açık şekilde örtülü İranlı kadın (Dubai'ye inince o da açıldı) bir ara Poyraz'ı kucağına aldı. O sırada kutu meyve suyu ve kek (Kamil Koç turizme hoş geldiniz) servisi başladı. Servis arabası aramızdan çekildiğinde Poyraz'ın kadının kucağına iyice yerleşmiş ve meyve suyunu pipetinden höpürdete höpürdete içmekte olduğunu gördüm. Şekerli meyve nektarı da diyebiliriz. İçim gitti valla. Ama kadın öyle normal bir şekilde vermiş, Poyraz da öyle keyifliydi ki birşey diyemedim. Bu çocuğun birşeye alerjisi olabilir mi,şeker hastası olabilir mi falan filan, pek akla gelen şeyler değil sanırım.

Poyraz'la muhabbeti artırmış olan hostes inişte bize bebek kemeri getirdi ve 'inerken gerekir' diye de bilimsel açıklamasını yaptı. Konusuna çok hakim emin ellerde gerçekleştirilen son derece güvenli inişimiz sırasında Poyraz sonunda otele kadar devam edecek olan uykusuna daldı.

Bu işi de böyle tamamlamış olduk ama akşam üzeri yürüyüşe çıkarken, 'aman Dubai İran olmasın' diye şort giydim burda ilk kez. :)








7 yorum:

Hülyanın Tunası dedi ki...

'Nükleer füze yaparız, uçak kalkarken de bebek kemeri vermeyiz, bu 2 iç meselemize karışmayın, yakarız':))) iranlılar uçakta bile cep telefonunu kapatmıyorlamış diye duyduydum doğru mu? bir iran görmüşe sormak lazım di mi?

Hilal dedi ki...

Banu, farklı deneyimler okumak çok güzel. Dubai'de mutluluklar:)

yeliz dedi ki...

hay allah çok güldüm, devrim sırasında ailesi avusturyaya göçmüş bir arkadaşım vardı, bir yaz aynı yurtta kalmıştık, istanbuldan irana akrabalarını görmeye gidecekti. o benden bile dekolte giyinen o tatlı kız, çarşafını göstermmişti " neaa bunu mu giyeceksin" diye şok olmuştuk. ah salome ne tatlı kızdı, iran deyince o sahne gözümde canlanır.
çok güzel anlatmışsınız

Zelal dedi ki...

Poyraz'ın benzer giyimli hanım ablaya anniii demesine koptum, hala kopmaktayım :)))
İki kilim, bi halı almadan dönmüşsün ama yaaa... cık cık cık... Neyse bi dahakine artık :)))
Bende Saudi'den geçerken Abaya giyecek olmanın heyecanı içindeyim, çocuklar gibi şen miyim, saçmalıyor muyum ne?
Hava akşamları şort giyecek kadar iyi mi orda hala, burada yaz bitti bahara döndü hava, yazlıklarla mı gelmeliyiz, stop :)

Başak Çelik dedi ki...

Banu, Yeliz ve senin sayende bayram tatilime süper neşeli başlıyorum!

Çatladım gülmekten okurken, hele de Kish Havayolları kısmında!

Bir de, Poyraz'ın senin tesettürlü haline "o ne be?" şeklindeki bakışı beni benden aldı! Arada da Kamil Koç Turizm'in meyve suyunu da hüpletmiş, afiyet ossun :))

Bu arada, Kamil Koç deyip geçme, hakikaten bizim otobüs şirketleri ,değme ülkenin havayollarına beş basar :)

Banu Özçelik dedi ki...

hülya:bizim uçakta iranlıdan çok bizim gibi vize peşinde koşanlar vardı,maalesef sana tatmin edici bir bilgi veremeyeceğim :) ama şunu söyleyeyim ruslar kesin öyleymiş, gözüyle gören ve yaşayan arkadaşlarım var. (nerden nereye :) )

hilal: teşekkürler. :) ama bu yorumunu eşim görmesin, ben 'aman yoruldum' falan deyince, 'sana bloğuna yazacak malzeme çıkarıyorum işte, fena mı' diyor. eline koz vermeyelim :)

yeliz: ne garip değil mi? herşey de o kadar yapay ki. biz binanın kapısından girerken örtünüp, çıkarken açıldık tekrar. ne bu yani? muhtemelen tatlı salome artık sorgulamıyordur bile.:)

zelal: evimize gelip henüz hiç halımız olmadığını görünce daha da kınayacaksın ama dediğin gibi bir dahaki sefere. :) bize biraz maskeli balo falan gibi geliyor herhalde bu belli sınırlarda giyinme soyunma halleri.zorlanma halinin geçici olduğunu bilmenin hafifliği de var tabi. örtünmenin de açılmanın da sürekli bir zorunluluk olması durumu bu kadar eğlenceli olmaz tabi.

başak: poyraz'ın bakışı çok acayip hakkaten. saçıma bant taksam bile takılıyor çocuk, bu halimi görünce tam kitlendi. otobüs şirketleri konusunda kesinlikle haklısın. ben bir de hep bir şehirlerarası otobüs 10 dk geç kalksa ortalığı yıkarız, uçaklar saatlerce rötar yapıyor niye kuzu kuzu bekliyoruz konusunu merak ederim mesela :)

Adsız dedi ki...

Merhabalar,

Europa Donna Meme Hastalıkları Koalisyon Derneği olarak düzenlemiş olduğumuz "Harekete geç, Hikayeni gönder" kampanyasına siz blog yazarlarından da destek arıyoruz. Kampanyamıza blogunuzdan yapacağınız bir çağrı veya koyacağınız bir banner ile siz de destek olabilirsiniz. Kampanya hakkında bilgi sahibi olmak için www.hikayenigonder.com adresini inceleyebilirsiniz. Kampanya ile ilgili daha detaylı bilgi almak için bana mail adresimden ulaşabilirsiniz. (irfancan@gmail.com)